Cadılar Bayramı'nda Neden Balkabağı Oyulur?

Cadılar bayramı dendiğinde karanlık bir görselden ziyade herkesin aklında balkabağının turuncusu canlanıyor. Çünkü hemen hemen her yerde birbirinden farklı suratlar ile süslenmiş içleri oyulup ışıklandırılmış kabaklara rastlayabiliyoruz. Özellikle yurtdışında süslenen evlerden sonra en fazla karşılaşacağınız gelenek kesinlikle budur. Peki tüm bunlar neden bu kadar önemli?

Fener taşıyan Jack efsanesi "Jack-o-lantern"
 17. yüzyılda İngiltere sınırlarında ortaya atılmış bir efsanedir. Jack-o-lantern aslına bakarsanız tıpkı bir gece bekçisi gibi fener taşıyan birisidir. Jack'i efsanevi kılan şey ise, kendisinin bol yansımalı olan alanlarda hayaletler ve periler gibi mavi bir ışık şeklinde yansımasıdır.  Özellikle Fener taşıyan Jack'i sulak arazilerde gördüğünü iddia eden insan sayısı oldukça fazladır.

 


Talihsiz Balkabağı

Balkabaklarının oyulması durumu ise aslında burada saklı. 1887 yılında yayınlanan Thomas Darlington’un, “Güney Cheshire Halk Konuşmaları” adlı eserinde de tasvir edilmiş olduğu gibi; 1800’lü yılların sonlarında insanlar, şalgam gibi sert kök sebzeleri, insan yüzünü kabaca temsil şekilde oyuyor, içine mum yerleştirerek bir fener yapıyorlardı. 1 Kasım’da kutlanan “Bütün azizler günü” ve 2 Kasım’da kutlanan “Bütün ruhlar günü” adlı iki yortuda, Katolik çocuklar ölülerini anmak adına, ellerinde şalgamdan oyulmuş fenerlerle kapı kapı dolaşıp, pasta istiyordu. Şalgamdan yapılmış fenerler aynı zamanda 5 Kasım’da kutlanan “Guy Fawkes Günü”nde yapılan geçit töreninde de kullanılır.


Korkunç Yüzler

Darlington 1887’de, şalgam fenerlerin geçitlerde korkutma amacı ile sıkça kullanılmasının hiç şaşırtıcı olmadığını söyler. 1898 yılında yayınlanan İngiliz Dialekt Derneği sözlüğünde “şalgam fener” (turnip lantern) açıklaması şöyledir: İnsan yüzünü taklit etmek için ağız, göz ve burun oyulmuş büyük şalgam. İçine bir mum konur ve insanları korkutmak amacı ile kullanılır.

Sör Arthur Thomas Quiller-Couch, 1899’da yayınlanan Cornish Dergisi’nde unutulmaz bir “fenerli jack” şakası anlatır: “Haşarı gençler, insan yüzü şeklinde oyulmuş bir feneri evin bacasından içeri sarktırlar. Fener bacayı tıkandığı için şöminenin dumanı, evin içine dolmaya başlar. Ne olduğunu, bacanın niçin dumanı çekmediğini anlamak isteyen bir kadın bacadan içeriye doğru baktığında, içinde mum yanmakta olan korkunç feneri görerek çığlıklar atmaya başlar.”

Bugün şalgamdan bir fener gördüğü için çığlık atıp, korku nöbetine tutulacak yetişkinlere rastlamak pek mümkün olmasa da kim bilir belki de dedikleri gibi bir zamanlar insanlar şimdi olduğundan daha naifti.


Cimri Jack Efsanesi

Bir İngiliz tarafından uydurulduğuna hiç şüphe olmayan ve sıklıkla anlatılan hikayeye göre; “Fenerli Jack” adını, şeytanı kandırarak kendisinin cehenneme gitmekten kurtaran “Cimri Jack”ten alır.

Cimri Jack, öldüğünde yaşamında şeytanla bir anlaşma yaptığı için cennete kabul edilmez ve cehenneme gönderilir, cehennemin kapısına geldiğindeyse şeytandan anlaşmaları gereğince, cehennemden kurtulmayı talep eder. Şeytan sözünü tutar ve Jack’i cehenneme almaz ama onu yeryüzünde sonsuza kadar cehennem ateşini dolaştırmakla cezalandırılır. Efsaneye göre elinde cehennem ateşi ile yeryüzünde dolaşmaya başlayan Cimri Jack, yeryüzüne inince “fenerli jack” adı ile anılmaya başlanır.

1840’lı yıllarda İrlandalı göçmenler Kuzey Amerika’ya yerleştiklerinde, şalgam yerine yeni yurtlarında kolay bulunan bal kabağı kullanmaya başlarlar. Bal kabağının oyulması daha kolaydır, rengi itibari ile içine konan mumun ışığını daha çarpıcı bir şekilde yansıtır. Bunlarında ötesinde bal kabağı boyutları çok fazla çeşitliliğe sahiptir yani herkes arzusuna uygun boyutta bir bal kabağı feneri yapabilir. Şalgam oyma geleneği halen bazı bölgelerde devam etse de bal kabağı böylece şalgamın yerini alır.

Kaynakça;