Vazgeçilmez 6 Bar Şarkısı

Barlar ve Publar, birçoğumuzun geceleri birer yorgunluk birası içmek adına uğradığımız lokasyonlardır. Kimi zaman da derdi kederi hatta sevinci paylaşmak adına gittiğimiz sosyal mecralardır. Tokuşturulan bardaklar, yanlışlıkla kırılan kadehler, bardağın dibine doğru dalan gözler ya da gülmekten midesine kramp giren ekipler…

 

Bir bar taburesi üzerinde oturmak yalnız başınızayken de güzeldir. Belki de hayatınızın sonuna dek yaşayacağınız aşkınızı da orada bulabilirsiniz, ya da iş ortağınızı belki de patronunuzu ama o taburenin sihirli bir yanı vardır.

 

İşte o güzel sohbetleri, iyi insanları daha da renklendiren bir şey vardı o barlarda; elbette müzik.

 

Bir de çalan şarkılar vardır ki bunların her biri hemen hemen dolaştığımız tüm aynı konseptli mekanlarda yaklaşık 1000 yıldır çalmaktadır.Soğuk bir biranın, hafif bir likörün, tatlı bir kokteylin eşliğinde öğrenirsiniz isimlerini.

 

Siz yine de 1000 yıl dediğimize aldanmayın ama 15-20 yıllık bir tarihi olduğunu bilin yeterli. 

 

İşte her türlü duygu haline eşlik eden, hemen hemen bar insanının kucağına çalınmış 5 şarkı!

 

Led Zeppelin, Immigrant Song

 

Hayatınız ile ilgili radikal kararlar almanız gerekir ve o esnada tek başınıza barın köşesine geçmiş shotlarınızı ardı ardına sıralıyorsunuz ki tam çözüm bulduğunuzda bu şarkının ritmine kendinizi kaptırıp kafa sallamaya ve etrafa manasızca gülücükler saçmaya başlıyorsunuz!

 

Belle & Sebastian, Get Me Away From Here, Im Dying

</div>

Sevgilinizden kısa süre önce ayrılmışsınız ve en yakın arkadaşınızla bir şeyler içerken diğer yandan da kendinizi rahat hissetmek adına yaptıklarınızdan ya da aksine yapmadıklarınızdan bahsedersiniz. Bu şarkı, söylenecek sözün kalmadığı tam da o anın melodisidir. Bazen güldürür, bazen ağlatır. Peşinden güzel bir kahve içip eve ayık bir şekilde de dönebilirsiniz, son içkinizi tek nefeste bitirip çarpık adımlarınızla arkadaşınıza yaslanırsınız.

 

The Smiths, Theres a Light That Never Goes Out

 

Yanınızda olan ya da hayali kurulan sevgiliye duyduğunuz sonsuz aşkı betimleyen en arabesk ama bir o kadar güzel olan şarkılardan biri. Yalnızsanız da, birisiyle birlikteyseniz de her ne kadar sözlerinde hüzün  hakim olsa da gülümseten, hatta dans ettiren bir şarkıdır diyebiliriz.

 

Oasis, Dont Look Back In Anger

 

Bu şarkı çalmaya başladığında hangi konuyu konuşuyorsanız istemsiz bir şekilde içkinizi havaya kaldırıp Manchester’ın hırçın çocuklarına eşlik edebilirsiniz. Bir nevi sosyal medya etkisine sahip olan bu şarkı mekana müjde gibi gelir, küsler barışır, yeni arkadaşlıklar başlar, eskiler ise daha perçinlenir. Bir başka etkisi de hayatın film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçmesini sağlar.

 

Suede, So Young

 20’li yaşlarınızın en başlarında belki de ilk yalnız bar tecrübenizde mutlu olacağınız anların hesabını yaparken bir anda size katılır.Ya da 40’larınızın ortasında, eski bir dostla kadeh tokuşturup “Gitti mi o gençlik şimdi?” diye hayıflanıyorsunuz... Eski günleri anımsayıp, kahkahalar atarken. Gençliğin heyecanı mı? İlerlemiş yaşın olgunluğu mu? Dalıp gidiyorsunuz.

 

James, Laid

 

Kapanmamış defterlerin şarkısıdır. Arkadaşlarınızın tasvip etmediği bir kadınla/erkekle yaşanan, sonlanamayan, saplantılı bir aşkı anlatılır Laid. Süründüren ama öldürmeyen cinsten bir aşkı. Tüm şikayete, kızgınlığa rağmen “Gel artık...” dedirten insanlara söylenir. Hangimizin hayatından böyle biri geçmedi ki? Buyurun, barda konuşulacak bir başka hikaye daha. Sohbetiniz bol olsun.